3.1. TANRISAL ETKİNLİĞİN SINIFLANDIRILMASI

Tektanrılı dinlerde, başlangıçta tüm evreni yaratan, sonra ise bu evrenin varlığını devam ettiren, dinler gönderen ve kullarının dualarına gereğinde cevap veren bir Tanrı inancı benimsenmiştir. Tektanrılı dinleri kendi dışındaki görüşler-den ayıran en önemli özelliklerden biri aktif bir Tanrı’nın varlığının savunulmasıdır. Materyalist görüşü benimseyenler madde dışı bir cevherin varlığını kabul etmediklerinden, Tanrı’nın varlığını da kabul etmezler; dolayısıyla bu anlayış açısından hiçbir Tanrısal etkinlik mümkün değildir. 17. yüzyılın sonlarından itibaren yaygınlaşan deizmde ise Tanrısal etkinlik başlangıçtaki yaratma eylemiyle sınırlıdır; Tanrı’nın, evrenle ve insanlarla ilişkisinin devam ettiği, dinler gönderdiği, dualara gereğinde cevap verdiği kabul edilmez. Teizm ile deizmin arasındaki sınırın belirlenmesi ve Tanrı’nın doğa yasalarıyla ilişkisinin mahiyeti (doğa yasalarının ontolojik statüsü bir sonraki mucizelerle ilgili bölümde ele alınacaktır) gibi sorunlar, Tanrısal etkinliğin ne şekilde anlaşılması gerektiği konusunu gündeme getirmektedir.

Tanrı’nın evrenle ve insanlarla ilişkisi incelenirken birçok eserde Tanrısal etkinlik iki başlık altında sınıflandırılmıştır:

1- Genel Tanrısal Etkinlik (General Divine Action)

2-Özel Tanrısal Etkinlik (Special Divine Action)

Bunlardan Genel Tanrısal Etkinlik, Tanrı’nın başlangıçtaki yaratma eylemini ve evrenin yasalarıyla beraber muhafazasını ifade etmek için kullanılır. Özel Tanrısal Etkinlik ise Tanrı’nın belirli bir yer ve zamandaki etkinliğini ifade etmek için kullanılır; geleneksel anlamdaki mucizeler, bazı dualara cevap verilmesi ve dini tecrübeler bunun içindedir. Bizce, Tanrısal etkinliği dörtlü bir sınıflamaya tabi tutmak daha faydalı olacaktır. Bazıları Genel Tanrısal Etkinlik ile Özel Tanrısal Etkinliği birleştirmeye çalıştıkları gibi, aşağıdaki dörtlü sınıflamamızdaki kimi maddelerin, hatta hepsinin birleştirildiği yaklaşımlar savunulabilir. Sonuçta, bu sınıflamayla, Tanrısal etkinliğin dört farklı şekilde gerçekleştiğine dair bir iddiada bulunmadığımızı özellikle belirtmek istiyoruz. Tanrı açısından, kendi etkinliklerinin hepsi bir olabilir. Fakat birçok teistin nokta-i nazarında, evrenin ilk yaratılışı, bir ağacın büyümesi ve bir duaya cevap verilmesi ile ilgili Tanrısal etkinlikler arasında belirgin farklar vardır. Yaptığımız sınıfla-ma, ‘bizim açımızdan’, Tanrısal etkinliğin dört farklı başlıkta incelenmesinin ‘faydalı olacağı’ düşüncesiyle sunulmaktadır.

Kısacası, Tanrısal etkinliğin ontolojik farklılıklarına dair bir iddiada bulunmuyoruz; fakat, Tanrısal etkinliği değerlendir-medeki pratik yararlarına inandığımız (heuristic) bir sınıflandırma yapıyoruz. Sınıflamadaki her bir Tanrısal etkinlikle yağmurun yağışı arasında ilişki kurarak, bahsedilen Tanrısal etkinlikler arasındaki farkların daha anlaşılır olmasına çalışacağız:

1- Tanrının Yoktan Yaratması Olarak Tanrısal Etkinlik:

Bununla, Tanrı’nın, evreni ve yasalarını yoktan yaratması kastedilir. Buna göre Tanrı, yağmuru meydana getiren atomları oluşturacak madde ve enerjiyi, ayrıca yağmurun yağmasında önemli rolü olan fiziksel ve kimyasal kanunları yoktan yaratmıştır.

Bu Tanrısal etkinliği ispat etmek için tarih boyunca hudus delili, imkan delili gibi birçok delil ileri sürülmüştür.Günümüzde ise Big Bang teorisi ve entropi yasası gibi modern bilimsel bulgular çerçevesinde bu konu tartışılmaktadır. Bütün doğa yasalarıyla beraber atom seviyesindeki (kuantum teorisiyle ilgili) yasaların oluşması da; tektanrıcı dinlere göre Tanrı’nın yoktan yaratma etkinliğinin ürünüdür. Bu yönüyle, yaratmayla ilgili Tanrısal etkinliğin kuantum teorisiyle ilgisi vardır. Fakat bu kitapta, üzerinde yoğunlaşılan konu, evrenin yaratılması değil, yaratılma sürecinden sonra Tanrısal etkinliğin nasıl oluştuğu olduğu için; bu maddede belirtilen Tanrısal etkinliğe odaklanmayacağız.

2- Tanrı’nın Muhafaza Etmesi Olarak Tanrısal Etkinlik:

Bununla, Tanrı’nın, yarattığı madde ve yasaların, zaman içerisinde varlığını devam ettirmesi kastedilir. Buna göre Tanrı, yağmuru oluşturan evrendeki maddenin ve yağmurun yağmasında rolü olan fiziksel-kimyasal yasaların varlığını devam ettirdiği için, evrenin başlangıcından 15 milyar yıl sonra -içinde bulunduğumuz dönemde yağmurun yağması mümkün olmaktadır.

Teizmle deizm arasındaki farklılığın anlaşılmasında bu Tanrısal etkinlik önemlidir. Deizme göre Tanrı, baştan maddeyi ve kuantum teorisindeki gibi yasaları yaratmış ve evreni kendi kaderine terk etmiştir. Oysa teizme göre Tanrı, evreni sadece yaratan değil, aynı zamanda maddi varlığının ve kuantum teorisindeki gibi yasalarının devamını sağlayan; yani bunların varlığını muhafaza edendir. Bu yüzden, herhangi bir gündeki en sıradan bir yağmur bile Tanrısal etkinlikle ilişkilidir. Evrendeki yasaların varlığından Tanrı’nın varlığını ispat etmeye çalışan Swinburne gibi felsefeciler için insanların, evrensel birçok fenomeninin ve teknolojik pek çok icadın varlıklarını mümkün kılan kuantum yasaları gibi yasaların varlığı ‘tasarım delili’ açısından önemlidir. Bu kitapta, kuantum yasalarını yaratan ve muhafaza eden Tanrısal etkinlikten çok, bu yasalarla beraber Tanrısal etkinliğin nasıl gerçekleşiyor olabileceğini ve bunun felsefi ve teolojik sonuçlarını ele aldığımız için, bu maddede belirtilen

3- Tanrı’nın Oluşumları Gerçekleştirmesi Olarak Tanrısal Etkinlik:

Bununla, Tanrı’nın, yarattığı ve muhafaza ettiği maddi hammadde ve yasalar ‘aracılığıyla’ gerçekleştirdiği oluşumlar kastedilir. İlk bakışta, bu maddede ifade edilen Tanrısal etkinlik ile bir önceki maddedeki ‘muhafaza olarak Tanrısal etkinliğin’ aynı olduğu zannedilebilir; oysa belirgin bir fark vardır. İkinci maddede kastedilen birçok kişinin zorunluluk (necessity) dediği alandır. Bu maddede kastedilen ise birçok kişinin şans (chance) dediği alandır; yani Tanrı’nın, yarattığı yasalar çerçevesinde, mümkün olan birçok olasılıktan birini gerçekleştirmesidir. Pekala, Tanrı evreni ve yasalarını bu şekilde yaratabilir ve muhafaza edebilirdi, ama Güneş’e mevcut mesafede, suyun ve atmosferin bu şekilde var olduğu ve yağmurun yağabileceği bir Dünya var olmayabilirdi. İkinci maddede kastedilen, yağmurun evrenin başlangıcından 15 milyar yıl sonra yağdırılmasının, bununla ilişkili doğa yasalarının ve maddenin muhafazası suretiyle mümkün kılınması iken; bu maddede kastedilen, belirli yerlerde ve belirli zamanlarda yağmurun yağdırılmasıdır.
Kuantum teorisi olasılıklar üzerine kuruludur. Tanrı’nın, kuantum seviyesinde var olan ‘objektif olasılıklardan dile-diklerini seçerek, evrenin potansiyelinde zaten var olan, ama etkinliği olmadan ortaya çıkmayacak olan yaratışları, hiçbir doğa yasasını ihlal etmeden gerçekleştirdiği görüşü, bazı filozof ve teologlarca savunulmuştur. Tanrı’nın evrendeki ve Dünya’daki birçok fenomeni gerçekleştirmesinin, bu yaklaşımla açıklanabileceği düşünülmüştür. Kuantum teorisiyle bu maddedeki Tanrısal etkinliğin birleştirilmesi, bu kitabın odak noktalarından birisidir. İlerleyen sayfalarda bu konuya daha geniş bir şekilde yer verilecektir.

4- Tanrı’nın Mucizeleri Gerçekleştirmesi Olarak Tanrısal Etkinlik:

Bununla, Tanrı’nın, doğa yasalarını belirli özel durumlar için askıya alıp, belirli yer ve zamanlarda olağanüstü olaylar gerçekleştirmesi kastedilebileceği gibi; doğa yasalarını askıya almadan, olması çok düşük olasılık olan olağanüstü olayları, belirli yer ve zamanlarda gerçekleştirmesi de anlaşılabilir. Bu ikinci görüşü savunanlar, bu maddedeki Tanrısal etkinliği, bir önceki maddedeki Tanrısal etkinliğe yakın bir şekilde anlamış olurlar. Buna göre, hiç bulutun olmadığı ve yağmurun yağmadığı bir yerde, Tanrı, bir kulunun duası gibi bir sebeple yağmur yağdırabilir.

‘Mucizeler’ din felsefesinde ele alınan önemli bir sorundur. Bu sorunla ilgili olarak, Tanrı’nın doğa yasalarını ihlal edip etmeyeceği gibi teoloji açısından önemli bir mesele ve doğa yasalarından ne anlamamız gerektiği gibi bilim felsefesi açısından önemli bir mesele beraberce ele alınmalıdır. Bu hususlarla ve kuantum teorisiyle beraber ‘mucizeler’ sorununun müstakil olarak incelenmesi bir sonraki bölüme bırakılmıştır. Bu bölümde, genel olarak Tanrısal etkinlik kuantum teorisiyle beraber incelendiği ve ‘mucizeler’ de Tanrısal etkinliğin bir şekli olduğu için; bu bölüm, bir sonraki bölüme giriş mahiyetindedir.

ÖNCEKİ YAZI: 3. BÖLÜM TANITIMI

SONRAKİ YAZI: 3.2. KUANTUM BELİRSİZLİKLERİNİN TANRISAL ETKİNLİKLE BELİRLENMESİ

default
Post Written by
?>