3.3. KUANTUM BOŞLUKLARI VE TANRISAL ETKİNLİK

Tanrı’nın tüm kuantum boşluklarını doldurduğunu ve kuantum boşluklarının belirsizliğine müdahale etmediğini söyleyenlere karşı, Thomas Tracy ve Philip Clayton gibi Tanrı’nın sadece bazı kuantum boşluklarını doldurduğunu söyleyenler de olmuştur. Ayrıca Robert Russell gibi, Tanrı’nın ilkel seviyedeki bilinçli canlılar ortaya çıkana kadar tüm kuantum belirsizliklerini belirlediğini, daha sonra genetik gibi alanlarda belirlemelere devam ettiğini, fakat bilinçli canlıların arzularına (özgür iradelerine) göre hareketlerini engelleyecek şekilde belirsizlikleri belirlemediğini savunan alternatif görüşler de ileri sürülmüştür. Tracy, kuantum boşluklarını doldurarak etkide bulunan Tanrı anlayışının, hep eleştirilen ‘boşlukların Tanrısı’ (God of the gaps) argümanlarıyla karıştırılmamasını ister. Elleştirilen ‘boşlukların Tanrısı’ argümanlarında; önce bilgimizdeki eksiklikler gösterilir ve bu boşluk Tanrı ile doldurulur. Oysa Tracy’e göre, kuantum boşluklarının bilgisizliğimizle alakası yoktur; onlar ontolojiktir.1

Tracy, kuantum seviyesinde ortaya çıkan ‘indeterministik şans’ın (indeterministic chance) Tanrısal etkinlikle doldurul-ması sonucunda eğer makro seviyede etkiler ortaya çıkıyorsa, bu anlayışın savunulmasının mantıklı olabileceğini söyler. Burada akla gelen -ikinci bölümde değindiğimiz- ‘Schrödinger’in kedisi’ örneğidir. Tanrı’nın, -bu hayali deneydeki- kuantum belirsizliklerini belirleyip, kedinin ölü veya canlı durumlarından birinde olmasını tayin edeceği söylenebilir; bu örnek, kuantum seviyesindeki bir belirlemenin, nasıl makro seviyede etkileri olabileceğini görmemizi sağlar. Tracy, nörofizyoloji ve genetikte böylesi durumların olabileceğini ve kuantum seviyesindeki belirlemelerin böylece çok önemli sonuçlar doğuracağını düşünmektedir. Russell da Tanrı’nın, DNA’ya kuantum seviyesinden müdahale etmek suretiyle değişimler (mutasyonlar) oluşturduğuna ve bu suretle yeni türler yarattığına inanmaktadır. Tracy, kaos teorisinin, ufak değişimlerin büyük sonuçları olabileceğini göstermesini, kendi tezini destekleyen bir durum olarak görür. Clayton da kaos teorisinde ele alınan ufak değişimlere duyarlı sistemlerin, kuantum seviyesindeki milyarlarca müdahale (ufacık bir alanda, çok küçük bir zaman diliminde bile milyarlarca kuantum olayı gerçekleşir) ve makro etkiler yaratmak isteyen bilinçli Tanrısal etkinlikle birleştirilince; makro seviyedeki önemli değişimleri açıklayabileceği kanaatindedir. Tracy, Tanrısal etkinliğin evreni sadece var etmek ve muhafaza etmek şeklinde gerçekleşmediğini; aynı zamanda Tanrı’nın, kendi koyduğu yasaları ihlal etmeden, tarihin akışını değiştirdiğini savunmaktadır. Bu durumda, Tanrısal etkinlik, gerçekleştiği doğa yasaları içinde gizlidir, çünkü hiçbir yasa ihlal edilmemiştir. Tracy, Tanrı’nın bütün kuantum boşluklarını belirlemesine gerek olmadığını, kuantum boşluklarının sadece bir kısmını belirlemesinin yeterli olduğunu söyler. Tracy, Tanrı’nın, her şeyi yarattığı ve muhafaza ettiği, ‘indeterminist şans’ı evrende var ettiği ve mevcut şanslardan (olasılıklardan) tarihe şekil vermekte amaçlarına uygun olanları seçip belirlediği, bir model önermektedir.

Clayton, Tanrı’nın bazı kuantum olaylarını belirlediği bir model önerse de, kendi pozisyonuyla ilgili kesin bir iddiada bulunmadığını da belirtmeliyiz. Clayton, kuantum teorisi ve teoloji arasındaki ilişkiyle ilgili her şeyin söylendiğinin düşünülmemesi gerektiğini; bunun devam etmesi gerekli bir ‘araştırma programı’ olduğunu söylemektedir. Clayton, Tanrısal etkinlikle kuantum teorisi arasında ilişki kuranlara, Tanrı’nın nasıl etkinlikte ‘bulunmuş olabileceği’ ile ilgili iddiaların dışına taşmamalarını; Tanrı’nın nasıl etkinlikte ‘bulunduğu’ ile ilgili kesin iddialarda bulunmamalarını önermektedir. Bu hususta Clayton’la tamamen aynı fikirdeyiz. Polkinghorne da kuantum teorisinde alternatif yorumlar bulunduğuna ve bu yüzden, bu teoriyle Tanrısal etkinlik konusunu bir arada ele alanların dikkatli olması gerektiğine dikkat çekmiştir. Fiziğin en temel teorilerinden birini ele alarak, doğa yasaları ihlal edilmeden Tanrısal etkinliğin nasıl ‘mümkün’ olduğunu göstermek elbette önemlidir. Fakat -ikinci bölümde gördüğümüz gibi- kuantum teorisinin yorumları arasında ciddi farklar vardır; kısacası üzerinde yorum yaptığımız zemin kaygandır, bu yüzden de ‘mümkün’ü göstermenin ‘olan’ ile ilgili kesin bir iddia olmadığını sürekli hatırlamak faydalı olacaktır.

ÖNCEKİ YAZI: 3.2. KUANTUM BELİRSİZLİKLERİNİN TANRISAL ETKİNLİKLE BELİRLENMESİ

SONRAKİ YAZI: 3.4. NANCEY MURPHY VE BURIDAN’IN EŞEĞİ

default
Post Written by
?>